
Kodek, Cumhuriyet’in 100. yılı için yalnızca bir özel gün paylaşımı değil; markanın duruşunu ve değerlerini yansıtan, anlamı olan bir anlatı kurgulamak istiyordu. Mimarlık temelli bir marka olarak, Cumhuriyet’in kurucu vizyonuyla kurulan bağı görünür kılmak; bunu yaparken de klişelerin ötesine geçen, izleyiciyle duygusal bir bağ kuran bir iş ortaya koymak hedefleniyordu. Beklenti, Cumhuriyet’in 100 yıllık mirasını hem saygılı hem de yaratıcı bir dille ele alan; Kodek’in mimarlık bakışıyla örtüşen bir video çalışmasıydı.


Bu projede anlatının merkezine, mimarlıkla doğal bir bağ kuran “çizim” fikrini yerleştirdik. Cumhuriyet’in rastlantıyla değil; planlanarak, düşünülerek ve inşa edilerek var olan bir gelecek olduğu fikrinden yola çıktık. Bu yaklaşımı görsel olarak da hissettirebilmek için bir çizerle çalışma kararı alındı.

Video boyunca çizgiler, yalnızca formları değil; anlamı da taşıdı. Bazı binaların herkes tarafından tasarlanamayacağı fikri üzerinden ilerleyen anlatı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çizilmesiyle somutlaştı. Memleketin tüm yükünü sırtlayacak kadar güçlü olması gereken kolonlar, her bir taşında Anadolu’dan bir hikâye taşıyan duvarlar ve tavanı yarınlara uzanan bir yapı metaforu kuruldu. Metin dili; mimarlığın sorumluluk alanını, Cumhuriyet’in taşıdığı tarihsel yükle paralel bir düzlemde ele aldı. Ortaya çıkan kurgu, Cumhuriyet’i geçmişte tamamlanmış bir yapı olarak değil; hâlâ ayakta duran ve geleceğe uzanan bir inşa süreci olarak konumladı.

Prodüksiyon sürecinde; çizerle yürütülen yaratıcı süreç, metin ve görsel kurgunun operasyonel planlamasıyla bütüncül bir yapıya dönüştürüldü. Çizimlerin ritmi, metnin anlatısı ve müziğin duygusu birbirini tamamlayacak şekilde ilerledi. Filmin sonunda, Atatürk’ün TBMM’den çıkarken çekilmiş gerçek bir fotoğrafı, anlatının doğal ve en doğru noktasında yer aldı. Metin, “Bizim için inşa ettiğiniz Cumhuriyet ilelebet payidar kalacak” cümlesiyle sonlanarak anlatıyı duygusal ama ölçülü bir kapanışla tamamladı.


Ortaya çıkan iş, yalnızca güçlü bir 29 Ekim filmi değil; mimarlık disipliniyle Cumhuriyet fikrinin ortak bir zeminde buluştuğu, zamansız ve hatırlanabilir bir anlatıya dönüştü.